English  

Mp3'ler özgeçmiş konserler basından CD'ler iletişim linkler

 

Doğaçlama Konser Söylendiği Kadar Varmış

Peter Jacobi, Herald Times
13 Ekim 2004


John Waldron Sanat Merkezi'nde Cumartesi gecesi Hakan Toker bir şenlik sundu. Kartviziti Toker'i "Piyanist, besteci, doğaçlama ustası ve şovmen" olarak tanıtıyor. Resitali bu iddiaları kuvvetle doğruladı.

Toker, program boyunca dinleyicinin ilgisini canlı tutmayı başardı. Okuduğunuz sözler bendenizin fikrini yansıtıyor. Uzun ayakta alkışlamalar, ıslıklar ve çığlıklar da dinleyicinin geri kalanının tutkusunu açıkça gösterdi. Ana çalgısı piyano olan sanatçı, bütün bir akşamın akışı içerisinde piyanistik yiğitliğinin kanıtlarını sundu. Kompozisyonal ve doğaçsal yeteneklerine gelince, Toker bunları da cömertçe paylaştı dinleyicisiyle. Konser her iki yeteneğinin de etkileyici örnekleriyle dopdoluydu.

Her birine otobiyografik etkiler atfettiği -gençliğindeki Chopin hayranlığı, asilik ve platonik aşkları gibi-kendi besteleri, anında dinleyicinin kulaklarının pasını giderdi ve bu piyanist-bestecinin virtüözitesini gözler önüne serdi. Toker bagatellerinden ve valslerinden, hem orijinalite, hem de eklektik eğilimler gösteren bir demet seçti.

Lakin gecenin odak noktası, sanatçının inanılmaz doğaçlama yetisiydi. O bakımdan büyüleyici bir gösteriydi: müzik tarihinin değişik dönemlerinin taklidini yaptı. "Tea for Two", "Sound of Music"ten "Edelweiss", "Old MacDonald Had a Farm" gibi birbiriyle alakasız parçaları birleştirip tek eser haline dönüştürdü. Ravel'in "Bolero"su ve "Jingle Bells"i birleştirdi.

şık bir smokin, canlı kızıl bir papyon ve kuşaktan oluşan kıyafeti de dikkat çekiyordu. Doğal kıvırcık siyah saçları, yerçekimine karşı koyan burma kıyığı ile Salvador Dali, Charlie Chaplin ve Harpo Marx karışımı bir tiplemeydi adeta kendisi. Sürreal bir sahne dekoru (kapaksız kuyruklu piyano, tavanı gösteren bir çubuk üzerine monte edilmiş kırmızı kadın ayakkabısı; bir Roma sütunu üzerine yerleştirilmiş, sanatçının zaman zaman yudumladığı çiçek dolu vazo; arka plandaki alçıdan yapılma bir buçuk bacak) abartılı ve absürd olanı ima ediyordu.

Toker'in son çaldığı eser, dinleyiciden gelen 80 küsür rastgele nota üzerine inanılmaz bir ustalıkla inşa edildi. Verimli bir zeka ve çevik ellere sahip bu adam; gruplara ayırdığı o notalardan temalar yaratıp, o temalardan da, hem sanatsal değer taşıyan, hem de kulağa hoş gelen bir piyano destanı yarattı. Bu sanatçı bulunduğunuz bölgede bir konser daha verecek olursa sakın kaıçırmayın.








Bir Nota Söyleyin, Herhangi Bir Nota

John Glover, Indiana Daily Student
11 Ekim 2004


"Programda alışılmadık bir durum dikkatinizi çekmiş olabilir," dedi sakince piyanonun arkasındaki sıska tip; "o da programda bir program basılı olmayışı". şaşkın kıkırtılar yükseldi salonun her yanından ve kıpraşarak, sabırsızlıkla beklemeye başladılar kendilerini karşılayacak yeni sürprizleri. Konser, çifte parende ardından gümbürtülü bir Viyana valsi, "My Way" ve "Fur Elise" karışımı ile açılmıştı. şimdi ne yapacağını kestirmek kolay değildi.

Girişinden bile belliydi ki Hakan Ali Toker hiç de sıradan bir piyanist değildi, ve bu hiç de sıradan bir müzikli gece olmayacaktı. John Waldron Sanat Merkezi Cumartesi gecesi; Türk kilimleri, piyanonun altındaki meyve sepeti, davullar, Yunan sütunları ve piyanonun tepesinden sallanan kırmızı topuklu ayakkabı ile adeta bir Dali tablosundan çıkmaydı. Bu eklektik dekor duyacaklarımızın habercisiydi: Toker yeteneğini konuşturup, Beethoven ve Gershwin'i, "Old MacDonald" ile Maurice Ravel'i birbirine katıştırdı. Bunu yaparken de onları baroktan caza her stilden geçirdi. Programı, dinleyiciden bilinen ezgilerden istekler alarak başlattı. Birkaç tanesini derledikten sonra, doğaçlama yoluyla oracıkta onları ustalıkla birbirine dokuyarak dinleyiciyi şaşırtan, eğlendiren ve zaman zaman duygulandıran parçalar yarattı.

Spontane yaratıcılığı ve hünerleri sınır tanımıyordu. Doğaçtan eserler yaratmak üzere başka malzemeleri de süratle derledi. Telefon numaraları bir anda notalara çevrildi ve ekşimiş bir valsin teması oluverdi. Konser ortasından iki doğaçsal dansçı belirdi ve üçü beraber spontane bir diyalog yarattılar. Sık sık Toker piyanosundan başını kaldırıp dansçıları izliyor, onların hareketlerini enstrümanına aktarıyordu.

Programın bitiminde salondaki herkesten teker teker birer nota istedi ve dikkatle hepsini yazdı. Sonra bu yığından işe yarar motifler çıkardı ve bunları kullanarak yarattığı muhteşem, uzun ve virtüözik bir finalle geceyi kapadı.

Toker'in doğaçlamalarını alabildiğine cazip kılan, onların içtenlikli ifade gücü ile teknik yetkinlik arasında kurduğu dengeydi. önce bir tango temasını klasik batı müziği tarihinde bir yolculuğa çıkararak (Baroktan Bartok'a), çoğu müzik formunda bilgili olduğunu kanıtladı. Sonra da davul eşliğinde geleneksel bir Türk ezgisi çalarak dinleyicilerden bazılarının yerlerinde duramayıp oynamalarına yol açtı.

Sergilediği teknik gösteriye rağmen, insan bu konserin akrobatik bir egzersizden çok, içten bir itiraf olduğunu hissediyordu. İkinci yarıyı, Türkiye'de henüz öğrenciyken kaleme aldığı bazı besteleriyle açtı. Bunlar, doğaçlama içermeyen, daha yalın, dinleyiciyle paylaştığı, kendi sözleriyle "geçmişimden işitsel fotoğraflar" dediği parçalardı. Onlarca tanıdık ezgiden telefon numaralarına, valslerden dans figürlerine, bay Toker gerçekten kendine özgü, orijinal bir ses. Bu alışılmadık programı dinleyenler çok şanslıydılar.




Daha...

"...tuşların usta büyücü masal anlatıcısı!!"
- Dr. Jane Bourgeois


"Ezgilerle oynayışı, tamamen birbirinden ayrık unsurları inanılmaz bir estetik bütün içine dokuyuşu çok etkileyici. Sıcak tavrı, dinleyicinin hem bilerek, hem de kazara verdiklerini müziğin içine katma yetisi, ve de kendisinin müzikle (herhangi bir tür müzikle) bütünleşmesi, bütün bunlar emsalsiz... Artık pasif bir şekilde müzik dinleyemez oldum, kafamda doğaçlamalar yaratmaksızın." - Prof. Leah Savion, Indiana üniversitesi


"Ara sonrasındaki sunular konserin en doyurucu olanları çıktı. Açılışta Hakan Ali Toker'in erdemli, kışkırtıcı, afallatan yorumundan Charles Alkan'ın op. 31, 12 numaralı Etüdü ki, piyanistin ürkütücü zorluktaki, yarı bolero, yarı mazurka çapraz ritmleri kontrol edip karıştırmasını öngören canavarca bir ziyafet parçası Alkan... kudretli eserler bestelemiş, günümüzün tekniği sağlam piyanistlerinin gün ışığına çıkarmaya başladığı. Toker'i de bunlardan biri sayabilirsiniz." - Herald Times, ABD


"...Foote'un piyano süiti, aynı zamanda Toker'in tüm konser programı genç piyanistin çeşitli müzik alanlarına ilgisi ve üstün zevkinin kanıtıdır. Yüksek hassasiyeti, piyanonun sınırsız rengine ve dinamik imkanlarına rahatlıkla komuta etmesi tekniğini bambaşka kılıyordu..." - Chernomorskaya Zdravnitza, Rusya


"...Hakan A. Toker olağanüstü müziği ile herkesin dikkatini yakaladı... Dinleyicilere romantizm dokunuşları içeren bir avant-garde müziği sevdiren, kendi bestelerinden biri, Fantazi op.63...gecenin en iyisi idi." - Turkish Daily News


"İy akşamlar. şimdi sizlere günahlarımı çalacağım." Bu sözler ile,...Hakan Toker olağanüstü kaliteli bir müzik performansına başladı... [kendi] "özel ve Utanmaz Valsler"ini piyanoda çaldı. Müzikal şakalar, garip pasajlar ve taşkın patlamalar, dinleyiciyi tam anlamıyla esir aldı... Kuşkusuz, gecenin en akılda kalacak kısmı idi." - Indiana Daily Student, ABD